Bu son yüzyılda, insanların hayal edemediği bir zenginliğe ulaşan bir avuç insan var. USD para birimine göre, “Milyarder” denen ve yakında “Trilyoner” denecek bir avuç insan, tüm insanlığın kaderini elinde tutuyor. Ellerinde güç, hala emekçi insanların alın terine dayansa da, çok yakında bu da son bulabilir. Son yıllardaki, “Yapay Zeka” ve “Robotlaşmadaki” son durum, zenginlerin insanlara minimum ihtiyaç duyurarak, daha zenginleşmesine olanak verecek. Bugün yaptıkları gibi, insanları insanlara düşürerek kar etme sayfası kapanmak üzere. İnsan nüfusunun çok yakında “bir şekilde” azalacağını öncelemek için kahin olmaya da gerek yok.
Peki sonra?

Bu aç gözlülük onları mutluluğa götüremez. Götürmüş olsaydı, zenginliklere bir doyum noktası olsaydı, bu durumda olmazdık. Zengin olmaya ve “daha zengin”, “daha daha zengin,”… olmaya bu kadar odaklanmak yerine, biraz insanlığın olumlu ve ahlaklı bir parçası olamaya çalışsalardı, burada olmazdık. Düşününün, bu mega zengin insanlar, eğitim-sağlık-çevre-tarım-su konularına yeterince yatırım yapsaydı, dünya ne hale gelirdi? Dünyayı öyle bir hale getirdiler ki, vasatlığın içinde boğuluyoruz ve “anlam” arayışından uzaklaşmış, para kazanmaya güdülü ruhsuz yaratıklara dönüştürüldük. Adım adım, ağır ağır kendimize yabancılaştırdılar.
Bugün sahip olma hırsıyla hem dünyayı hem de insanlığı yok etmekte olan bu bir avuç insan, insansız dünyada ne bulmayı umuyor; anlamış değilim.
Bunu değiştirebilecek yegane güç olan biz, diğer insanlar ise, gaflet uykusundan uyanmaya niyetli değiliz. Kendi zekasına kibirli bir şekilde bağlı olan her birey, ben niye yapayım ki, başkası yapsın diyor. Aslında bir başkası yapıyor ama neden senin için bir şey yapsın ki; daha doğrusu, senin için iyi bir şey yapsın ki? Kibir bir hastalıktır ve günahtır, ama aynı zamanda, ciddi bir körlük durumudur.

